Çalışma şartları, İşçi memur arasında farklar, İşçi ve memur

İşçilerde ve memurlarda süt izni

İş hayatımızda belli bir takım kurallar ve kanunlarla belirlenmiş olan bir sürü yönetmelikler mevcuttur. Bu yönetmeliklere göre çalışma hayatımız şekillenmiştir. Bu uyulması gereken kurallardan bazı hayatımıza işlenirken farklılıklara sebep olmuştur. Bu farklılar zaman zaman eşitlik konusunda makasın tamamen açılmasına iki farklı sonuca ulaşmasına sebep olacaktır. Bu konuda makasın açılmasında en çok sebep olanlar iş kanunu ve devlet memurları kanunudur. Bu iki kanunda bulunan maddelere ve yönetmeliklere göre bu yazımızda İşçi ve memurlarda Öğrenim Bursları Ve Yurtları Yardımı ne kadar? konusunu işleyeceğim. Çok farklı sonuçların nasıl hayatımıza yansıdığını sizlerde göreceksiniz.

işçi ile memur arasındakı farklar

İşçilerde ve Memurlarda süt izni

memur

Memurlardaki durum

657 sayılı Devlet memurları kanunu
Madde 104
D) Kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda
günde üç saat, ikinci altı ayda günde bir buçuk saat süt izini verilir. Süt izninin hangi saatler arasında ve günde kaç kez
kullanılacağı hususunda, kadın memurun tercihi esastır.
Hesapladığımızda
İlk altı ayda 180*3= 540
İkinci altı ay 180*1,5= 270 saat
Memurlarda süt izini toplamda 810 saattir

İşçilerdeki durum

4857 sayılı iş kanunundaki yeri.</a></h4><p>4857 sayılı kanuna göre işçilerde süt izini 1 yaşına kadar günlük 1,5 saattir. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır
365*1,5= 547,5 saatlik bir izin bulunmaktadır.
İşçilerde 547,5 saat süt izni,

işçi

İşçilerdeki durum

547.5
Saat

Memurlardaki durum

810
Saat

 

Eşitlik ve adalet, her toplumda temel değerler olarak kabul edilir. Bu değerlerin sağlanması, hem bireysel hem de toplumsal refah için son derece önemlidir. Eşitlik ve adaletin sağlanması noktasında birçok farklı alan mevcuttur. Bu alanlardan biri de çalışma hayatıdır. Özellikle annelik ve babalık gibi durumlar, çalışma hayatında eşitlik ve adaletin sağlanması açısından önemli bir yere sahiptir.

 

Süt İzninin Eşitlik ve Adalete Katkıları:

olması gerekenler

Annelerin ve bebeklerin sağlığını korur.
Annelerin işgücüne katılımını ve iş yaşamında kalmasını teşvik eder.

Olması gerekenler

Toplumsal cinsiyet eşitliğine katkıda bulunur.
Çocuk işçiliğini önler.

Beklentiler

Süt izninin ücretli hale getirilmesi.
Özel sektörde çalışan anneler için süt izni uygulamasının daha etkin hale getirilmesi.

Babalara süt İzni

Babalara da süt izni verilmesi.
Süt izni konusunda farkındalığın artırılması.

Yaşama yansıyanlar

 

Süt izni, eşitlik ve adaletin sağlanması açısından önemli bir yere sahiptir. Süt izninin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, hem annelerin ve bebeklerin sağlığı hem de toplumsal refah için önemli faydalar sağlayacaktır.

Adaleti yaşatmak
Süt izninde bebeklerin annelerinin sosyal statüsüne bakarak ayrımda kalması iğrenç ve kabul edilemez bir durumdur. Bu durum, eşitlik ilkesine aykırıdır ve hem annelerin hem de bebeklerin haklarını ihlal etmektedir.

Yasaların yansıması
Farkındalık Artırmak:
Yasal Düzenleme:
Sendikalar ve Sivil Toplum Kuruluşları:
İşverenlerle Diyalog: Süt izninin faydalı olduğunun anlatılması önemlidir. Bu konuda, işverenlere çeşitli teşvikler sunulabilir.

Nasıl düzeltilir

Kaynaklar:

 

  • 4857 sayılı İş Kanunu
  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO) - Anne Sütünü Koruma ve Teşvik Etme Küresel Stratejisi
  • UNICEF - Süt İzni Politikaları: Anneler, Bebekler ve İşverenler için Kazan-Kazan Durumu

 

  • Unutmayın, bu konuda yalnız değilsiniz. Birçok insan bu ayrımcılığa karşı mücadele ediyor ve eşit ve ücretli süt izni için sesini yükseltiyor.
  • Rol ve statü hakkında yazılan cevaplara gelince:
  • Bu tür cevaplar, sorunun özünü görmezden gelmekte ve eşitlik ilkesine aykırıdır. Her anne ve bebek, eşit haklara ve imkanlara sahip olmalıdır. Sosyal statü, bu hakların ve imkanların önünde bir engel teşkil etmemelidir.

Bu ayrımın anayasanın eşitlik ilkesine kesinlikle aykırı olduğunu düşünmekteyim.

“Anayasa’nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” denilmiştir.”
 
Yasalar ve yansımaları konusunda ana başlık olarak hazırladığım yazıların tamamını okumanızı isterim. Yasalarda olan ve küçük detayların hayatımızda yarattığı büyük etkilerine dikkat çekmeye çalışıyorum. Mikro etkilerin makro sonuçlar doğurması bence hiç anlamlı değil. Benzer konulardan biriside fazla mesainin işsizlik oranına doğrudan etki etmesi oldukça enteresan bir konudur. İşsizlik oranına doğrudan etki eden unsur fazla mesainin haddinden fazla yapılmasıdır. 
 
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir